geleneksel terapiler

Akupunktur

AKUPUNKTUR

Akupunktur terimi, Latince iki kelimenin birleşiminden oluşur:
Acus:İğne ve
Puncture:Batırma
Genel olarak, çelik, gümüş veya altından yapılmış özel akupunktur iğnelerinin belli akupunktur noktalarına batırılması ile yapılan tedaviye, akupunktur tedavisi denir.

AKUPUNKTUR NOKTASINA UGULANAN YÖNTEMLER

1- İğne
2- Lazer
3- Ultrason(ses dalgası)
4- Elektro-akupunktur(Noktaya belirli voltaj ve de frekansta alternatif akım uygulamak
5- Moksa(noktayı ısıtmak amaçlı kullanılan bir bitki=Artemisya Vulgaris)
6- Cupping (Kupa çekmek = şişe çekmek yani noktaya belirli bir ölçü ve sürede vakum uygulamak)
7- Tuina, An-Mo, Acupresure (Akupunktur noktasına özel masaj uygulaması)
8- Akupunktur noktasına belirli ilaçları enjeksiyonu(Serum fizyolojik, vitamin v.s.)
9- T.E.N.S Cilde iğne batırılmadan petler aracılığı ile elektrik akımı verilmesi

Akupunktur

AKUPUNKTUR’UN BİLİMSEL TEMELLERİ :

1- Analjezik (Ağrı kesici) etki
2- Homeostatik etki (otonom sinir sistemini dengeleyici etki)
3- İmmün sistemi (Bağışıklık Sistemini) artırıcı etki
4- Sedatif (Sakineştirici) etki
5- Psikolojik etki

AKUPUNKTUR'UN AĞRIYI AZALTMASINDAKİ SEBEPLER

Akupunktur uyarımı sonrası Metenkefalin ve de B endorfin (vücudun ürettiği morfinler) seviyesi artar bu da ağrının azalması ve kişinin rahatlaması sakinleşmesi açısından önem taşır.

HOMEOSTATİK (DENGELEYİCİ) ETKİ

Otonom sinir sistemi iç organların çalışmalarına sürekli ve otomatik olarak kontrol eder.
Sistem, dolaşım, boşaltım, solunum, sindirim ve üreme fonksiyonlarını ayarlar ve düzenler.
Otonom sinir sistemi iç organ sistemlerini vücut sıvıları içindeki su, elektrolit, asit, baz dengesini de kontrol altında tutmaktadır.
Aynı şekilde damarlar üzerinde vaso konstrüksiyon-vasodilatasyon (kasılma gevşeme) yaparak hipertansiyon tedavilerinde, gene mide aynı şekilde uyarılarak mide hareketlerinin ve asidinin azaltılması sonucu gastrit ve duadenal (On iki parmak barsağı) ülser tedavilerinde çok faydalıdır.

İMMÜN (BAĞIŞIKLIK) SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİCİ ETKİSİ

Akupunkturun bilimsel olarak vücut direncini artırdığı tespit edilmiştir. Örnek verirsek Mide ;36 no’lu(Diz kapağının altında ve ön yüzde bulunur) nokta uyarıldığında kandaki akyuvarlar(lökosit ve lenfosit) ın arttığı aynı zamanda lökositlerin fagositoz dediğimiz bakteri ve virüsleri yok etme gücünü artırdığı tespit edilmiştir. Özellikle T lenfositlerin (Alyuvarlar) salgıladığı interferon seviyesinde belirgin bir artış bulunmuştur.
Lökosit sayısı akupunktur uygulandıktan 3 saat sonra artar ve 24 saat kanda kalır.
Dolayısıyla akupunktur, hem hücresel (fagositoz=mikrobu öldürme etkisi), hem de antikorlar immün sistemi uyarır ve fonksiyonlarını arttırır.

HOMEOSTATİK

SEDATİF (SAKİNLEŞTİRİCİ) ETKİ

Akupunktur tedavisi süresince beyin aktivitesi değişir EEG de delta ve teta dalgaları azalırken beta dalgaları artar.
Bu da kişilerin uyumasını ve stresten arınmalarını sağlar.
Sonuçta akupunkturun sedatif etkisi dolayısıyla epilepsi, ilaç bağımlılığı, fobi, anksiyete(özellikle sigara bağımlılığı tedavisinde )etkilidir.

Akupunktur

PSİKOLOJİK ETKİ

Beyinde dopamin ve beta endorfin salgısını artırarak sakinleştirici ve rahatlatıcı etkileri olur. Ayrıca akupunkturun antidepresan etkisi de vardır. Bunu vücuttaki serotinin salgısını artırmakla gerçekleştirir.

ELEKTROAKUPUNKTUR

(Noktaya belirli voltaj ve de frekansta alternatif akım uygulamak)
Elektroakupunktur adı üzerinde akupunktur ve elektrik akımlarının birleştirilmesi ile oluşturulmuş bir tedavi yöntemidir.
Akupunktur iğneleri akupunkturnoktalarına batırldıktan sonra, bu noktalara belirli frekansta elektirk akımı verilir.

MOKSA

(noktayı ısıtmak amaçlı kullanılan bir bitki=Artemisya Vulgaris)
Moxa kelimesi, Japonca Mo Cu San sözcüğünden türetilmiştir ve pelin otu veya artemisia vulgaris anlamına gelmektedir. Pelin otu Moxa çubuğunun ana bileşenidir.